Adalet, hakikat ve vicdanın sesi: Vicdan Vakfı

Başka Anneler Vicdan Vakfı’nda Buluştu: Bir Başka Anneler Günü’nün Üçüncüsü Gerçekleşti

Vicdan Vakfı > Blog > Etkinlikler > Başka Anneler Vicdan Vakfı’nda Buluştu: Bir Başka Anneler Günü’nün Üçüncüsü Gerçekleşti

Başka Anneler Vicdan Vakfı’nda Buluştu: Bir Başka Anneler Günü’nün Üçüncüsü Gerçekleşti

Vicdan Vakfı’nın her yıl Anneler Günü’nde düzenlediği “Bir Başka Anneler Günü” programının üçüncüsü, farklı hikâyelerden gelen anneleri aynı vicdan sofrasında buluşturdu.

Programda, anneliğin yalnızca kutlama, çiçek ve sevinçten ibaret olmadığı; kimi anneler için kayıp, hasret, adalet arayışı, bekleyiş ve derin bir mücadele anlamına geldiği vurgulandı. Vicdan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen buluşmada, farklı kesimlerden yedi anne kendi hikâyelerini anlattı; ardından diğer annelerin tanıklıkları üzerine duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Başka anneler aynı vicdan çağrısında buluştu

Programın açılışında Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Vicdan Vakfı olarak üç yıldır bu programı düzenlediklerini belirterek Anneler Günü’nün sadece sevinç yaşayan anneler için değil, acı çeken, çocuğuna ulaşamayan, hak ihlalleriyle karşılaşan ve sesi duyulmayan anneler için de düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Gergerlioğlu, programın temel amacını “farklı kesimlerden annelerin sesini duymak” ve annelik duygusu üzerinden kimlikleri aşan bir vicdan zemini kurmak olarak anlattı. Programın ikinci bölümünde ise annelerden yalnızca kendi acılarını değil, dinledikleri diğer annelerin acılarını da hissetmeleri istendi. Bu yaklaşım, etkinliğin merkezine empatiyi, ortak vicdanı ve insan olmanın en sade hâlini yerleştirdi.

Yedi anne, yedi farklı hikâye

Programda ilk olarak Lütfiye Türkoğlu, oğlu Gürkan Türkoğlu’nun cezaevi sürecini, açlık grevini, sağlık durumunu ve bir anne olarak yaşadığı derin kaygıyı anlattı. “Hangisinin canı acıyorsa annenin yüreği onun yanındadır” sözleri, programın en güçlü cümlelerinden biri oldu.

Ardından Gülhan Dağ, oğlu Ufuk Hasan Dağ’ın yaşadığı yargı sürecini ve bir anne olarak hayatının nasıl yarım kaldığını dile getirdi. “Anneler çocuklarıyla yaşar” diyerek, evlat hasretinin gündelik hayatın her anına nasıl yayıldığını anlattı.

Türkan Sağaltıcı, oğlunun uzun açlık grevi sürecinde yaşadığı endişeyi, cezaevi ziyaretlerinde karşılaştığı tabloyu ve bir annenin çocuğuna dokunamamasının ağırlığını paylaştı.

Evren Aydoğan, trans kız çocuğunun annesi olarak yaşadıklarını anlattı. Kızının toplumda karşılaştığı ayrımcılıklar, aile desteğinin önemi ve LGBTİ+ bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi temel haklara erişimde yaşadığı zorluklar üzerinde durdu.

Gazze’den gelen Farhana Il Armi, kanser hastası oğlunun tedavi sürecini, savaş şartlarında sağlık hizmetlerine erişememeyi, oğlunu kaybetmesini ve Gazze’de kalan diğer çocuklarından ayrı kalmanın acısını paylaştı. Onun tanıklığı, savaşın ve soykırımın anneler üzerinde bıraktığı derin yarayı salona taşıdı.

Yasemin İldan, bir Kürt anne olarak 90’lı yıllardan bugüne uzanan göç, ayrımcılık, cezaevi süreçleri ve barış arayışı üzerine konuştu. Barışın yalnızca bir kesimin değil, tüm toplumun ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Son olarak Mısra Gül Özkan, eşinin cezaevi süreciyle değişen hayatını, kızının çocuk yaşta babasından ayrı kalmasını, “baba kokan kıyafetler” üzerinden yaşanan özlemi ve kızının Türkiye’den uzaklaşma kararını anlattı.

“Vicdan sadece kendi acını hissetmek değildir”

Programın ikinci bölümünde anneler, dinledikleri diğer annelerin hikâyeleri üzerine konuştular. Bu bölümde acıların farklı görünse de annelik dilinde birbirine değdiği görüldü.

Gergerlioğlu, bu bölümde vicdanın yalnızca insanın kendi acısını hissetmesiyle sınırlı olmadığını; başkasının acısını da duyabilme, anlayabilme ve onunla bağ kurabilme yeteneği olduğunu vurguladı. Program boyunca farklı diller, farklı kimlikler, farklı toplumsal kesimler ve farklı acılar aynı ortak cümlede buluştu: Annelerin acısı ayrım tanımıyor.

Anneler el ele: Ortak payda vicdan

Programın sonunda anneler el ele tutuşarak birlikte fotoğraf verdi. Bu an, farklı kimliklerden, farklı coğrafyalardan ve farklı hikâyelerden gelen annelerin vicdan ortak paydasında buluşabileceğini gösteren güçlü bir sembole dönüştü.

Vicdan Vakfı, “Bir Başka Anneler Günü” programıyla Anneler Günü’nü yalnızca kutlama takvimindeki bir gün olarak değil; görünmeyen acıların duyulduğu, annelerin tanıklıklarının kayda geçtiği ve toplumun ortak vicdanına seslenen bir buluşma olarak ele almaya devam ediyor.

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen program, bir kez daha şunu hatırlattı: Bazı anneler için Anneler Günü bir çiçekle değil, bir bekleyişle gelir. Bazı anneler evlatlarını yanında değil, hasretinde büyütür. Ve başka annelerin sesini duymadan, gerçek bir vicdan toplumu kurmak mümkün değildir.

🎥 Yayının tamamını izlemek için:

Vicdan Hareketine Katıl

Adalet, insan onuru ve hakikat için yürüttüğümüz çalışmalardan haberdar olun. Vicdan Vakfı gönüllü ağına siz de katılabilirsiniz.

    Hızlı Linkler

    Menü

    İletişim

    © 2026 Vicdan Vakfı. Tüm hakları saklıdır.